3 Eylül 2019 Salı

BDSM'de Cinsel Memnuniyet Araştırması (Makale Çevirisidir)

Aşağıda bulunan makale, "psychology today" internet sayfasından alınarak tarafımdan çevirilmiştir. Makalenin içeriği, BDSM'nin cinsel memnuniyetle ilgisin, BDSM uygulayıcıları ve romantik ilişki yaşayan kontrol gruplarına sorulan soruların cevaplarının yorumlarını içermekte.

Makalenin, kendini BDSM'nin içinde hisseden ya da deneyimsiz ama BDSM ilgisi olup "kendini yalnız hissedenlerin" aslında yalnız olmadıklarını hissememelerine faydası olacağı kanaatindeyim.

Keyifli okumalar.

Not: Olumlu olumsuz katkıda bulunmak isteyenler iletişim sayfasında kendilerine uyan iletişim tercihlerinden birisini seçip ulaşabilir.

Orjinal Metin
Makalenin konu olduğu araştırma dokümanları



BDSM'de Cinsel Memnuniyet


BDSM (esaret ve disiplin, baskınlık / boyun eğme, sadizm-mazoşizm), hem meslekten olmayanlar (burada psikoloji alanında meslek sahiplerinden bahsediyor), hem de sosyal bilimciler için muazzam bir hayranlık konusu olarak görünüyor. Geçmişte, BDSM sapkın ve psikopatolojinin bir yansıması olarak damgalanmış, ancak artık fikir birliği yapılan noktada BDSM uygulamalarının aslında birçok kişinin içsel cinsel arzularını ve fantezilerini ifade etmesinin sağlıklı bir yolu olabileceğine dair artan kanıtlar olduğu gerçeği var. Son zamanlarda yapılan bir çalışmada (Botta, Nimbi, Tripodi, Silvaggi ve Simonelli, 2019) BDSM uygulayıcıları arasında cinsel doyum ve işlevsellik incelendi ve özellikle baskın rolü tercih edenlerin uygulayıcı olmayanlara göre cinselliklerinden daha memnun göründüğü ortaya çıktı.Nedeni henüz tam olarak belli olmasa da, özellikle baskın roldekilerin iyi zihinsel sağlığa sahip olmaları olabileceği düşünülüyor.

BDSM, tipik olarak kontrol, küçük düşürme, fiziksel kısıtlama ve rol değişim oyunu oynama ile ilgili geniş bir uygulama yelpazesini kapsar (Botta, 2019). Tipik olarak, uygulayıcılar etkinlikleri sırasında, genellikle başkaları üzerinde kontrol uygulayan “baskın” veya kontrol edilmeyi onaylayan “boyun eğen” olarak özel roller üstlenirler. Bazı insanlar her iki rol için de sabit bir tercihe sahipken, bazı insanlar bu roller arasında değişmeyi tercih eden “switch” dir. İnsanların katılabileceği uygulamalar olağanüstü derecede çeşitlidir ve bazı uygulayıcılar yalnızca birkaç tercih ettiği aktiviteye katılabilirken, diğerleri çok çeşitli senaryolarla esnek bir şekilde deneyim yaşayabilir. BDSM'nin yalnızca birkaç bireyin yaşadığı (katıldığı) bir şey olduğu konusunda popüler bir fikir olduğu görülmekle birlikte, anketler bunun çok daha yaygın olduğunu göstermiştir: Ankete katılan kişilerin yüzde 10 ila 50'si bir şekilde katıldığını itiraf etmiş ve daha fazlası bunun  hakkında hayal kurduğunu belirtmiş (Coppens, Brink, Huys, Fransen ve Morrens, 2019).

Güncel bir araştırmaya göre, BDSM uygulayıcılarının bazı açılardan genel popülasyondaki bireylerden daha iyi zihinsel sağlığa sahip olduğu görülmesine rağmen, daha ayrıntılı olarak bakıldığında, bulgular dominant rolü tercih edenlerin bu özel faydalardan daha çokyararlandığını göstermiştir (Wismeijer & van Assen, 2013). Örnek olarak, dominantların, boyun eğen (submissive) veya switchlerden ve genel nüfustan elde edilen kontrol grubuna göre daha yüksek iyi hal ve düşük ret duyarlılığına sahip olduğu belirlendi .Daha yakın tarihli bir çalışmada da (Botta ve ark. 2019) cinsel doyum ve işleyişe bakıldığında ve bulgular önceki çalışmaların sonuçları ile karşılaştırıldığında, hâlâ dominantların çalışma sonuçları açısından özellikle iyi göründüğü görülüyordu. Bu çalışmada önceki bulguların aksine switchler için de olumlu sonuçlar buldular.

Bu çalışma, web sitelerinden, Facebook'tan, BDSM forumlarından ve BDSM toplantılarında ki reklamlar aracılığıyla 266 İtalyan BDSM uygulayıcısını (141 erkek ve 125 kadın) arasında yapıldı. Kontrol grubu da benzer demografik özelliklere sahip 200 kişiden oluşuyordu. Tüm katılımcılar son altı aydaki olası cinsel şikayetleri hakkındaki soruların yanı sıra cinsel tatminleri ve diğer kişisel bilgileri yanıtladılar. Uygulayıcılar ayrıca BDSM'de (baskın, itaatkâr ya da switch) tercih ettikleri rolü belirttiler ve cinsel davranışları ve uygulamaları hakkında ayrıntılı bilgi verdiler.

Çalışma, insanların çok çeşitli uygulamalara katıldığını buldu. En yaygın olanı, kadınların ve erkeklerin % 90'ından fazlasının katıldığı baskınlık (domination) / boyun eğme (submission) kategorisinde gözüktü. Sadizm / mazoşizm uygulamalarıyla erkek ve kadınların % 50'sinden biraz fazlası ilgileniyordu, bu belirgin şekilde (baskınlık (domination) / boyun eğme (submission) göre) daha az yaygındı. Buna rağmen, fiziksel acı (uygulamayan ve uygulanan) uygulamaları hem erkeklerde (yüzde 73,8) hem de kadınlarda (% 90,4) popülerdi, (kadınlar da önemli ölçüde daha yüksek bir tercihe sahip). Ayrıca, esaret (bondage) orta derecede popülerdi (erkekler: % 58,9; kadınlar: % 54,4), aşağılanma (erkekler: % 56,7; kadınlar: % 59,2) ve daimi olmayan mülkiyet işaretleri (eşya, tasma vb.) (Erkekler: % 67,4 ; kadınlar: % 82,4) oranların gözlemlendi

Çevirmen notu: Bir önceki paragrafı iyi okumak lazım. Bu paragrafta verilen istatistikler, BDSM uygulayıcıları ve kontrol grubu (BDSM uygulamayan insanlar) birlikte verilen bir oran. Yani aslında kişiler %50 ve yüksek oranda BDSM uygulamarını biliyor yada bilmiyor olsalar da bir şekilde uyguluyor ya da uygulamaya hevesli gözükmekte.

Rollerle ilgili olarak, fiziksel acı her üç grupta da popülerdi, ancak bu durum baskınlarda (% 88) ve boyun eğenlerde (% 82), switchlere (% 72) göre biraz daha fazla tercih edildiğini gösteriyordu. “Midilli (Pony) oyunu” (at gibi giyinmek ve dizginlere sürülmek) gibi niş bir oyunun her iki cinsiyetin tarafından da ilgi çekmesi azınlıkta olsa da bir BDSM'nin ne kadar çeşitli ve yaratıcılık içerdiğinin bir göstergesiydi.Önceki çalışmalara paralel olarak, erkeklerin baskın rol alma olasılığı kadınlara göre daha yüksekti ve kadınların çoğunluğu (%55) aşağıdaki şemada gösterildiği gibi itaatkâr eğilime sahipti.Ek olarak, erkek katılımcıların yaklaşık % 43'ü ve kadınların yaklaşık % 66'sı “sahiplenme / aidiyet” ilişkisi içindeydi. Bu durum, dom /sub ilişkinin, sadece belirli “oyunlarla” sınırlı olmaktan çok, tam zamanlı (7/24) bir ilişki olduğunu ifade ettiğini gösterir. Bu, kabaca vakaların üçte ikisinde, kişinin gerçek taahhüt romantik ilişkisine karşılık gelir.





Cinsel doyum açısından bakıldığında, her iki cinsiyette de baskın olanlar hem kontrol grubundan hem de boyun eğenlerden daha memnun gözükmektedir.Switchler ise sadece kontrol grubuna kıyasla daha yüksek cinsel doyum elde etmekte. Dahası, sahiplik / aidiyet ilişkisinde olan katılımcılar, özellikle bu ilişki kendi romantik ilişkilerine kıyaslandığında, bu ilişkide olmayanlara göre daha memnun kaldıklarını belirttiler. (Bu tür ilişkilerde baskın olanın boyun eğen kişiden daha yüksek memnuniyet sağlayıp sağlamadığı belirtilmemiştir.) Benzer şekilde, cinsel şikayetler için, her iki cinsiyette de dominanat olanların kontrol grubuna ya da boyun eğenlere göre daha az cinsel sorunları olduğu görülmüştür. Bu bulgular genellikle, baskınların, boyun eğenlerden veya  kontrol grubundan çok sayıda açıdan daha iyi zihinsel sağlık bildirdiği önceki bulgularla paraleldir (Wismeijer ve van Assen, 2013).

Bu çalışmanın yazarları, kontrolün (baskın rolde olmanın) ve çok yönlülüğün (switch rolünün) cinsel doyum ve cinsel sağlığı artırabileceğini öne sürmektedir. Daha önceki araştırmalardan elde edilen bulgular, dominantların ayrıca daha iyi cinsel sağlık ve genel olarak daha iyi zihinsel sağlık ile ilişkili özel kişilik özelliklerine sahip olabileceğini göstermektedir. Spesifik olarak, Wismeijer ve van Assen (2013) tarafından yapılan çalışmada, baskınlar nevrotiklik (bir dizi duygusal problemle ilişkili bir özellik) ve reddedilme duyarlılığında (Reddedilme duyarlılığı, reddedilmeyi kaygıyla bekleme, algılamaya hazır olma ve reddedilmeye karşı aşırı tepki gösterme olarak tanımlanmaktadır) daha düşük ve boyun eğen ve kontrol gruplarındakinden daha sübjektif mutluluğu vardı. Benzer şekilde, bir başka çalışma (Hébert ve Weaver, 2014), egemenlerin duygusal davranışlarının daha düşük olduğunu (HEXACO kişilik modelinde bulunan, nevrotikliğe benzer bir özellik olan) ve boyun eğicilere göre kontrol dışı bırakma ve kontrol arzusunda daha yüksek olduğunu bulmuşlardır. Daha önce yapılan araştırmalar, düşük nevrotikliğin ve yüksek dışa dönüklüğün, daha az cinsel sorun ve daha yüksek cinsel işlevsellik ile ilişkili olduğunu ortaya koymuştur (Allen ve Walter, 2018) ve ayrıca genel olarak daha yüksek mutluluk ile ilgilidir (Steel, Schmidt ve Shultz, 2008).


İtalyanların araştırmasında (Botta ve arkadaşları. 2019) tartıştığım, hem boyun eğenlerin hem de kontrol grubunun, genel popülasyon normlarına kıyasla cinsel doyum ve cinsel sorunların ölçülmesinde normal aralıkta puan aldığını belirtmek gerekir. Bu nedenle, bulgular bu grupların baskınlara kıyasla özellikle sıkıntılı olmadığı, ancak baskınların alışılmadık derecede iyi olduğu tespit edildi. Hakim rolde kendilerini rahat hisseden insanlar, boyun eğen rolü tercih edenlerden ve hatta daha genel olarak insanlardan daha fazla temsilci (yürütme ve kontrol etmenin öznel farkında) ve özgüvene sahip olabilirler. Bu durum, BDSM uygulayıcılarının, kendi kişilikleriyle çelişen telafi edici rolleri aramak yerine, kişilikleri için uygun olan rolleri tercih edebilecekleri önceki bir yazıdaki önerimle tutarlı gözükmektedir.

Switchlerin kontrol grubundan daha yüksek cinsel memnuniyete sahip olduğu bulgusu yeni bir bulgudur; switchleri inceleyen önceki bir çalışmada (Wismeijer ve van Assen, 2013), sübjektif iyilik veya nörotisite açısından, baskınlar ile switchler için özel bir avantaj bulamamıştır. Baskınlar ise bu çalışmadaki tüm diğer gruplardan (cinsel memnuniyet açısından) daha iyi puan aldı. Bu nedenle, switch rolünün çok yönlülüğünün BDSM uygulayıcılarının diğer popülasyonlarındaki herhangi bir avantaj ile ilişkili olup olmadığını araştırmaya değer olabileceği durumu ortaya çıkmıştır.


Ayrıca, sahiplik / aidiyet ilişkisine sahip kişilerin, özellikle de romantik bir ilişki bağlamında, (yeni bir bulgu) daha fazla cinsel doyum elde ettikleri görülmüştür. Botta ve diğerleri bu tür ilişkilerde bulunan kişilerin cinsel (utanç verici bir şekilde) damgalanmadan daha özgür olabileceğini ve artan güven ve duygusal bağlantıdan faydalanabileceğini ileri sürdü. İnsanların kişisel psikoseksüel ihtiyaçları için uygun olduğunu düşündükleri zaman böyle bir düzenlemeye girebilirler. Bu, BDSM faaliyetlerinin patolojik bir sapma veya normal cinsiyetle ilgili zorlukların bir ifadesi olmadığı, ancak bazı kişilerin çekici bulduğu bir alternatif olduğu konusundaki giderek daha fazla kabul gören görüşle tutarlı olacaktır (Richters, Visser, Rissel, Grulich ve Smith, 2008).

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder